Geri Besleme
Kafenin loş ışıkları, genç kızın dalgalı kızıl saçlarında yumuşak yansımalar bırakıyordu. Başını hafifçe öne eğmiş, gözlerini kısmıştı. Uzun kirpiklerinin gölgesi mavi gözlerine düşüyordu. Yanındaki genç adamın geniş kolu omzundaydı. Karşılarında oturan esmer kız söze girdi. “Gerçekten aklım almıyor. Yani şimdi istediğin her şeyi anında zihnine kaydedebiliyorsun, öyle mi?” Jenny ince parmaklarını yüzüne doğru götürdü ve gülümsedi, “Evet... Sanırım her şeyi.” Noah iri ellerini Jenny’nin beline indirip onu biraz daha kendine çekti. “Ben test ettim. Zaten zekâsına hayrandım, şimdi bir de milyonlarca kitaplık hafızası var.” Jenny, Noah’a döndü. Alnına dökülen seyrek saçlarına bakıp gülümsedi, dudaklarına kısa bir öpücük kondurdu. Tam o sırada başka bir genç, elinde kalınca bir kitapla masaya yaklaştı. Siyahi, kıvırcık saçlıydı. “Tamam Sera, bu iş bende,” dedi. Kitabı masaya bıraktı. “Şimdi Jenny'yi test edeceğiz.” Kitabın kapağında ‘Anna Karenina’ yazıyordu.
“Nasıl yani?” diye sordu Sera. “Çok basit. Madem Jenny aklında her şeyi tutabiliyor, rastgele bir cümle okuyacağım. O da devamını getirecek.” Sera heyecanlandı, “Bunu yapabilir misin, Jenny?” “Jenny, sınırlar oldukça net. Sadece akademik bilgi araştırmalarında kullanmalısın. Özellikle kurgusal içeriklerin yan etkileri olabilir.” “Kitap hakkında bir makale yazacağımı düşün,” dedi fısıltıyla. Omar ve Sera şaşkınlıkla ona bakınca Noah açıklama yapma gereği duydu. “Sora'yla konuşuyor.” Sera uzanıp elini hafifçe Jenny’nin kulağına bastırınca arkada kalan küçük modülü fark etti. “Tanrım... Bu ne zamandır var?” “Merak etmeyin,” dedi Jenny gülümseyerek. “Sora terapi için burada değil. Çipin olası yan etkilerini sürekli takip ediyor. Gerekirse Doktor Campbell'la, acil durumlarda da Noah'la iletişime geçebiliyor. Benim ruhum bile duymadan.” “Arkandan iş çeviriyormuşum gibi söyledin ama olsun.” Jenny gülümsedi. Kitaba uzandı, kapağını açtı; yayınevine, baskı tarihine ve ilk sayfalara göz gezdirdi. Sonra kitabı yeniden masaya bıraktı. Koltuğuna yaslandı. Gözlerini kapattı. Çenesi hafifçe gerildi. Göz kapakları art arda titredi. Birkaç saniye sonra yüzündeki gerginlik kayboldu. “Tamam Omar,” dedi sakin bir sesle. “Artık sorabilirsin.” Masadakiler donup kaldı. “Yani... Bütün kitabı hemen şimdi okudun mu?” diye sordu Sera.
Jenny kitabı önlerine itti, “İndirdim diyelim. Başlayın.” Omar sayfaları rastgele çevirdi. Bir yerde durdu. Önce Jenny'nin gözlerinin içine baktı, sonra yeniden kitaba döndü. Sera da yaklaşıp satırlara göz gezdirdi. “Tamam...” dedi. “Buradan okuyorum ‘Karısına âşık olmadığı için pişmanlık duymuyordu. Pişman olduğu…’” “...tek şey, bunu karısından daha iyi saklayamamasıydı,” diye tamamladı Jenny. “Nabzın! Bir gariplik var, bir şey hissediyor musun?” Duymazdan geldi Jenny. “Bu kolay oldu, bir tane daha sorun.” “Haklısın bu kolay oldu. Daha ilerilerden deneyelim,” dedi Sera ve sayfaları hızla çevirdi. “İnsanlardan kurtulmanın tek yolunun...” “...yaralarını onlardan gizlemek olduğunu biliyordu.” Birkaç sayfa daha çevirdi. “Kadınların sıklıkla çirkin, basit erkeklere...” “...âşık olduklarını duyuyordu. Ama kendisi de sadece güzel ve farklı kadınlara âşık olabildiği...” “Jenny, dur!” O sırada Omar kitabı elinden bıraktı, “Tanrım... Bu nasıl mümkün olabilir? Yani şimdi bütün kitap aklında mı?” Noah gülümsedi, “İşte benim süper yetenekli sevgilim. Ama üzerine fazla gitmeyin, çip takılalı daha birkaç gün oldu.” Jenny'nin saç çizgisindeki küçük kesiği gösterdi. “Aslında garip bir his.” Jenny kısa bir an duraksadı. “Hepsi kafamda ama... sanki okumuyorum da indeksliyorum.” “Jenny, indeksin dışına çıktın. Ne olduğunu çözemiyorum ancak metabolik sorun var net görüyorum. Kitabı...”
Jenny arkadaşlarına hissettirmeden bilekliğine dokunup Sora’nın sesini kıstı. “Yani özümsemiyor, içselleştirmiyorsun,” dedi Sera. “Evet. Zaten amaç bu değil. Bu deneye beynimin bilgi depolama kapasitesini artırmak için katıldım.” Kahvesinden bir yudum aldı, “Bir de üç yüz bin dolar artı burs için.” Bardağı masaya bırakırken devam etti. “Çipi, beynim için bir tür harici depolama birimi gibi düşünün. Büyük hacimli bilgileri doğrudan oraya kaydediyorum. Ama asıl hedef, beynimin bilinçli bir yönlendirmeye ihtiyaç duymadan, sık kullanılmayan ya da yük oluşturan bilgileri otomatik olarak çipe aktarması, gerektiğinde oradan geri çağırması. Kitty... Vronsky onu bırakıp Anna'yı seçince neler hissettiğini anlayama…” Duraksadı, elini karnına götürdü. “Hey, ben daha okumadım,” dedi Noah ve uzanıp kitabı aldı. Sayfalarını karıştırırken gülümsedi. “Spoiler verme.” Dikkatle Jenny’nin yüzüne baktı, “İyi misin, rengin soldu.” dedi kısık bir sesle. “Evet,” diyerek gülümsedi Jenny. “Düşünsene, binlerce ciltlik bilgiyi zihnine kaydedebilirsin.” dedi Sera hayranlıkla ona bakarken. Sohbet uzadı ve o gün Jenny'ye onlarca soru daha sordular. Jenny onlara deneyin amacını, risklerini anlattı. Saatler bu şekilde geçti ve güneş sessiz sedasız kayboldu. Gece eve döndüklerinde Jenny kanepeye oturdu, “Bugün sen seç. Ne izleyelim?” “Bilmem... İkinci Dünya Savaşı'nı anl...” Jenny'nin kirpikleri titredi. “Sana güzel bir film buldum,” diyerek kumandaya uzandı.
Birkaç saniye sonra televizyonda Das Boot açıldı. Noah ona hayranlıkla baktı, “Sen müthiş bir...” Cümlesini tamamlayamadan Jenny dudaklarına yapıştı. Noah doğrulup gömleğinin düğmelerini açarken Jenny onu yeniden kendine çekti. Filmin sesi odada yankılanmayı sürdürürken, Jenny'nin nefesi geriye kalan her şeyi bastırıyordu. Sabah uyandığında Jenny içinde anlam veremediği ince bir hüzün hissediyordu. Sebepsizdi. Bir rüyanın geride bıraktığı duygu gibi; hatırlayamıyor ama üzerinden de atamıyordu. O an Sora’nın kısıkta kaldığını fark etti. Hemen bilekliğine dokundu. “Sana uyarılarda bulunduğum zamanlar bunu yapmamalısın. Unutma gözlem altında olmanın bir sebebi var.” Cevap vermedi Jenny. İçindeki hüzne rağmen mutlu hissediyordu. Gülümsedi. “Mutluyum,” dedi kendi kendine. Noah’a çevirdi bakışlarını. Günler, birbirlerinin gözlerinde eriyip geçti. Jenny, kirpiklerini titreştirerek Noah'ı yeni sürprizlerle şaşırtıyor, güldürüyordu. Onun en sevdiği yemekleri öğreniyor, neredeyse kusursuz tariflerle mutlu ediyordu. Noah, Anna Karenina'yı okurken Jenny de ona sokuluyor, bazen satırlara göz gezdirip zihninde sessiz tekrarlar yapıyordu. Yalnız bir sorun vardı. Başlangıçta hissettiği o ince huzursuzluk gitmiyor, aksine giderek artıyordu. Mutlu olduğu anlarda bile, sanki zihninin derinliklerinde bir şey usulca yer değiştiriyor ona acı çekmesi gerektiğini söylüyordu. Nihayet kontrol günü gelmiş, kampüse gitmişti. Doktor Campbell onu görünce gülümsedi, yanında iki asistan daha vardı. “Umarım bu ilk iki hafta iyi geçmiştir.”
“Aslında çok iyi geçti,” dedi Jenny. Sonra kısa bir duraksamanın ardından ekledi. “Ama birkaç gündür içimde garip bir huzursuzluk var. Sora da uyardı gerçi, yine de çiple ilgisi olduğunu sanmıyorum.” “Evet raporda gördüm,” dedi Campbell. Asistanlardan biri ona bir tablet uzattı. Ekrana bakınca kaşları hafifçe çatıldı doktorun. “Aslında seni kurgular hususunda yeterince uyarmıştık, lütfen sadece internet aramaları ve akademik olarak onaylanmış makalelerle sınırlı kal.” dedi. Jenny’nin yüzünün düştüğünü görünce babacan bir şekilde gülümsedi, ekranına baktı, “Yemek tarifleri, film önerileri… bak işte bunlarda sorun yok. Ancak duygusal yük bırakabilecek içerikleri çipe almamalısın.” “Altı üstü bir kitap, nasıl bir sıkıntı olabilir ki?” Bir kez daha ekrana baktı Doktor Campbell. Sonra başını kaldırıp Jenny'yi dikkatle süzdü. “Bilgi silinebilir, ancak duygu deneyimdir… Karmaşık bir süreç. Eğer beynin, çip üzerindeki tüm hâkimiyeti ele alırsa zaten bu sorun olmayacak. Ama şimdilik dikkatli olalım, anlaşıldı mı?” “Elbette,” dedi Jenny. “Ama amacımız deneyimi de kontrol altına almak değil miydi zaten?” “Evet... ama bu kadar kısa sürede değil,” diyerek gülümsedi doktor. “Şimdilik tehlikeli görünmüyor. Kitabı okumuş olman beklenmedik bir avantaj olabilir ama kontrolü elden bırakmamalıyız.” Klavyede birkaç tuşa daha bastı. Elindeki tableti asistanına geri verdi ve onlara dışarı çıkmalarını söyledi. “Önlem olarak Sora’ya geçici kısıtlama protokolü yükledim. Bunu sadece sen ve ben bileceğiz. Kurgusal içerik erişimini
şimdilik kapatıyoruz. Nabız ve limbik aktivite eşiğini de düşürdüm.…
Bu öykünün ve diğer bütün bilimkurgu öykülerinin tamamı e-kitapta.
Tek PDF içinde bütün öykülere erişin.PDF şimdi sadece 29 TL